Buradasınız : Şebinkarahisar / Tarihçesi
Türkçe
English
Perşembe, 17.08.2017
Hızlı Bağlantılar




















463px-Giresun_districts_01.jpgGiresun ili haritası

Şebinkarahisar Giresun'un bir ilçesidir. 1923 yılında il olmuş, 1933 yılında Giresun vilayetine bağlanmıştır.

Osmanlı dönemindeki adı Şarkikarahisar'dır. Karahisar-ı Şarki şekli de kullanılmıştır. "Doğu Karahisar" anlamına gelir. 11 Ekim 1924'te Şebinkarahisar'a gelen Mustafa Kemal Atatürk, kentin Şarkikarahisar olan adının Şebinkarahisar'a dönüştürülmesini teklif etmiştir.

Pontus Krallığı'nı ortadan kaldıran Roma Kumandanlarından Pompeius tarafından MÖ 63 yılında Roma askeri kolonisi olarak kurulmuş ve uzun süre Colonia/Koloneia adıyla anılmıştır. Bu adın Ermenice biçimi Koğonya'dır. Türkçede de 16. yüzyıla dek Köğonya kullanılır.

1473 yılında Fatih Sultan Mehmet Otlukbeli Savaşı'ndan sonra İstanbul'a dönerken Şebinkarahisar'a uğramış ve üç gün kaldığı bu şehir devrin vekayinamelerinde Karahisar-ı Şarki adıyla kaydedilmiştir.

Tarih

Şehrin ilk kuruluş yeri olan 20. yy. basina kadar Rum yerlesimi olan Güneygören (İsola) köyüdür. Romalılara kadar bölgenin en önemli yerleşim yeri olan İsola şehri Romalılardan itibaren önemini gittikçe kaybetmeye başlamıştır. Şebinkarahisar, Türklerin eline geçtiği 1075 tarihinden 1473 yılına kadar 410 yıllık müddet zarfında beylik şeklinde idare edilmiştir.

Şebinkarahisar Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldığı 1478 yılından 1515 yılına kadar Amasya vilayetine bağlı kalmıştır. 1515 yılında Trabzon, Canik ve Şebinkarahisar Livaları birleştirilerek Erzincan'a bağlanmıştır. 1538 yılına kadar Erzincan vilayetine bağlı kalan Şebinkarahisar, daha sonra Erzincan'dan alınarak tekrar Amasya vilayetine bağlanmıştır. 1553 tarihine kadar Amasya vilayetine bağlı kalan Şebinkarahisar, 1553 tarihinde Amasya vilayetinden alınarak Erzurum'a bağlanmıştır. 1805 yılına kadar iki buçuk asır Erzurum'a bağlı kalan ilçe, 1865 tarihinde Erzurum'dan alınarak Trabzon'a bağlanmıştır. Aynı tarihte Giresun, Ordu ve Gölköy'de Şebinkarahisar Sancağına bağlanmıştır. Yeniden yapılan düzenlemede 1865 yılında Şebinkarahisar, Trabzon'dan alınarak Amasya ve Tokat Sancağı ile birlikte Sivas'a bağlanmıştır. Şebinkarahisar Vilayet haline getirildiği 1923 yılına kadar Sivas'a bağlı kalmıştır. Şebinkarahisar, tarihi içinde pek çok yangın atlatmıştır.

1895 yılı itibariyle Şebinkarahisar merkez nüfusunun üçte bir kadarı Ermenilerden oluşmaktadır. 1901 yılında kentte 332 erkek ve 105 kız öğrencinin okuduğu iki Ermeni okulu mevcuttu. Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnak) partisinin liderlerinden olan Antranik Ozanyan Şebinkarahisar doğumlu idi. I. Dünya Savaşı sırasında Şebinkarahisar Ermenileri tehcir (mecburi göç) kararına direnmeye karar vererek kadın ve çocuklarıyla birlikte kaleye sığınmıştır. 25 gün süren isyan sırasındaki saldırılarda Türk askeri kuvvetlerinden ikisi subay olmak üzere 84 şehit, 140 yaralı ve Müslüman halktan 30 ölü ve 20 yaralı olmuştur.[3]

1923 yılında livaların il yapılmasına karar verilmiş, bu karar neticesinde o günlerde liva olan Şebinkarahisar'da il yapılmış ancak 1933 yılında İlçe durumuna getirilerek Giresun iline bağlanmıştır. 1919 yılında Erzurum'da toplanan kongreye Şebinkarahisar'ı temsilen Dr. Cemil Şencan delege olarak katılmıştır. 1920 yılında ilçede Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Şurası kurulmuştur.

Şebinkarahisar tarihinde bir çok afet yaşamıştır. 28 Aralık 1939 günü saat gece 01.30’da Erzincan'da büyük bir deprem meydana gelmiştir. Deprem, Şebinkarahisar’da geniş şekilde hissedilmiş, evlerde büyük tahribata sebep olmuştur. 50 santimetre kar kalınlığının olduğu ve kışın en şiddetli günlerinin yaşandığı gecelerde depremin meydana gelişi can ve mal kaybının büyük olmasına sebep olmuştur. Telgraf ve telefon irtibatının kesilmesi, kışın şiddeti ile yolların geçit vermemesi, giyecek-yiyecek yardımının 25 gün sonra ilçeye ulaşmasına sebep olmuş, yaralılara ilaç bulunamamış büyük yiyecek sıkıntısı çekilmiştir. Deprem 1451 kişinin hayatına mal olmuştur.

7-8 Ağustos 1961 tarihinde meydana gelen yangın, tüm çabalara rağmen söndürülememiş ve gittikçe büyüyerek 288 dükkân ve 5 evin tamamen yanmasına sebebiyet vermiştir.

Coğrafya

Şebinkarahisar; Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü içerisinde yer almaktadır. Giresun İli İdare sınırlarındaki ilçenin merkezi 40 derece 17 kuzey enlemi ile 35 derece 26' doğu boylamında Giresun Dağları'nın Güney eteklerinde, Avutmuş Çayı vadisinin kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Şehrin kurulduğu sit, 2008 m. rakımlı Meryem Dağı ile 1568 m. rakımlı Kale Tepe arasındaki boyun noktasında ve Kale Tepe eteklerinde yer almaktadır. Giresun'a 108 km. uzaklıkta yer alan İlçe Merkezinin rakımı 1405 metredir 4290 fit'tir. İlçe 1378 km2 yüzölçüme sahiptir. Bu sahanın 31 km2'si Kılıçkaya Baraj gölü tarafından kapatılmaktadır. İlçe arazisi Fiziki açıdan kuzeyde Giresun Dağları üzerinden geçen su bölümü çizgisi, güneydoğuda Berdiga Dağları'nın (Sançiçek) kuzeybatı yamaçlarından geçen hat, güneyde Kelkit Çayı vadisi güney yamaçları ve güneybatıda Eğme Dağı tarafından sınırlandırılır. İlçenin doğusunda Avutmuş Çayı yamaçları boyunca kuzey ve güneydoğudaki dağlık kütleler adeta birleşirler ve sınır adı geçen kütlelerden Avutmuş Çayı vadisine uzanan sırtlardan geçer. Şebinkarahisar aynı ile bağlı ilçelerden; kuzeyde Dereli, kuzeydoğuda Yağlıdere ve Alucra, doğuda yine Alucra, güneydoğuda Çamoluk ve Sivas'ın ilçelerinden Güneydoğuda Akıncılar, güneyde Suşehri, batıda Koyulhisar ile kuzeybatıda Ordu'nun Mesudiye İlçesi ile komşudur. Şebinkarahisar'da, yarı kurak İç Anadolu İklimi ile nemli Karadeniz İklimi arasında sıcaklık ve karasallık karakterleri açısından İç Bölgeye, buharlaşma, nem ve yağış şartları açısından Karadeniz İklimine yakınlaşan bir geçiş iklimi yaşanmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık 9,9 santigrat derece ve ortalama yağış miktarı 572.2 milimetredir. Hakim rüzgâr yönü Kuzeydoğudur, ikinci sırada fazla frekansa sahip yön ise Güneybatıdır. Şebinkarahisar çevresindeki en önemli akarsu, Orta Karadeniz Bölümünün de önemli Akarsuyu olan Kelkit Çayı'dır. Bunun dışında Avutmuş Çayı kolları ile beraber bütün sahayı etkileyen bir akarsu durumundadır. Sahada çok sayıda göl bulunmakla beraber, bunlar küçük göller durumundadır. Yöredeki en önemli göl 31 km²'si ilçe sınırları içerisinde kalan Kılıçkaya Barajı ve Hidroelektrik Santrali'dir. Ayrıca akarsular ve göller gibi önemli bir hidrografik unsur olan kaynaklar da, yörede çok sayıda bulunmaktadır. Şebinkarahisar İlçe sınırları içerisindeki arazide en yaygın olan toprak türleri kahverengi topraklar, kahverengi orman toprakları, kireçsiz kahverengi orman toprakları ve yüksek dağ çayırı topraklarıdır. Bunlar dışında çıplak kayalık ve molozlar, dar alanlı olarak gri-kahverengi podzolik topraklar, alüvyal ve kolüvyal topraklar görülmektedir. İlçenin bitki örtüsü de Giresun Dağları'nın kuzey yamaçlarından farklıdır. Şebinkarahisar'a dönük güney yamaçlarda kurakçıl türlerin çoğaldığı daha dar alanlı ve çoğunlukla bozulmuş yarı nemli ve kuru ormanlar, bunlar arasında ki sahalarda çalılıklar ve otsu türlerden oluşan doğal bir bitki örtüşü bulunmaktadır. Dağları güney eteklerindeki dalgalı düzlüklerde ise yer yer ağaç kümeleri ve tek ağaçlar ile sınırlanan antropojen stepler yer almaktadır. Türkiye'nin Japonya ile yaptığı anlaşma sonrasında uzaydan uydu vasıtasıyla bölgenin maden haritası çıkarılmış ve Şebinkarahisar yatağında 300 ton kapasiteli uranyuma rastlanıldığı belirlenmiştir.Türkiyenin en eski ve en fazla rezervli madenlerine sahip şebinkarahisarda bu madenlere ait yeterli sayıda girişimci ve devlete ait bir müessese bulunmamaktadır.

Nüfus

Yıl

Toplam

Şehir

Kır

1965

30.425

9.764

20.661

1970

32.443

10.255

22.188

1975

31.048

10.214

20.834

1980

34.143

13.037

21.106

1985

39.815

18.760

21.055

1990

39.897

23.330

16.567

2000

50.926

36.713

14.213

2007

23.731

13.698

10.033

2008

22.335

11.599

10.736

2009

22.417

11.921

10.496

2010

22.121

11.786

10.335

2011

22.082

11.567

10.515

2012

22.521

12.174

10.347

İl oluşu

Kurtuluş Savaş'ının kazanılmasın dan sonra, 1923 yılında livaların il yapılmasına karar verilmiş, bu karar neticesinde o günlerde liva olan Şebinkarahisar da il yapılmıştır. Aynı yıl içinde 10.alay Şebinkarahisar'a intikal ettirilmiştir. 10. Alayın intikali ile birlikte şehrin ekonomik ve sosyal yaşantısında büyük bir canlılık meydana gelmiştir. 10 yıl süre ile il durumunu muhafaza eden Şebinkarahisar 2197 Sayılı Kanunla 1933 yılında ilçe statüsüne getirilmiştir. Halen Şebinkarahisar'ın il olma arzusu sürmekte olup, bu kazanılmış bir hak olarak görülmektedir.

Atatürk'ün ziyareti

Alışılmış yurt gezilerine devam eden Atatürk Erzurum'da bir deprem olması dolayısı ile Erzurum'a gitmiş , dönüşte Şebinkarahisarlı halkın daveti üzerine 11 Ekim 1924 Cumartesi günü Erzincan'dan hareket ederek gece oldukça geç vakitlerde Şebinkarahisar'a gelmiştir.AtatürkVali Abdurrahman Bey ile , Belediye Reisi Rıza Bey, Suşehri'nde karşılamışlar, oradan birlikte şehre girmişlerdir. Atatürk Şebinkarahisar'a girişinde top atışlarıyla ve coşkulu bir kalabalık tarafından sevgi gösterileri ile karşılanmış, sokaklar ve kale meşalelerle donatılmıştır. Ertesi gün 12 Ekim 1924 pazar günü Belediye Başkanlığı, Halk Fırkası Başkanlığı, Türk ocağını, Alay Komu tanlığını ve Orta Okulu ziyaret ederek Orta Okul merdivenlerinde birer hatıra fotoğrafı çektirmiştir. Türk Ocağını ziyaretinde, ocağın imkânsızlığı karşısında kendisinden özür dilenmiş, Atatürk burada yaptığı konuşmada: " Ben bu şehri çok beğendim. Sevgimin temadisine alem olmak üzere Şark-ı Karahisar adını Şebinkarahisar olarak tashihini teklif ediyorum. Şab'ı başta olmak üzere Fatih Sultan Mehmet Hanların otağ kurduğu bu topraklar içinde daha neler varsa ele alınmak, tarihen olduğu kadar da iktisaden de bu şehri ileri götürmek vazifemiz olmalıdır. Sürekli yangınlar görmüşsünüz, memleketiniz bir harabeye dönmüş fakat esef etmeyin, şu tek gözlü mütevazı ocağınızda derin bir samimiyet, geniş ve anlayışlı bir kültür buldum. Kalkınacaksınız, mes'ut olacaksınız. Türk ocakları dekorlarla ölçülemez. Türk'ün bu şan ocakları sönmez alevlerle ilelebet tütecektir ve bu harabeler bir gün birer mamureler haline gelecektir." diyerek ocak defterini imzalamış ve deftere şunları yazmıştır: " Türk Ocağı Türk'ün has ocağı, varlık ve birlik ocağı; Yüksek alevlerle tütsün, muhitine nur saçsın. Yaşasın ve yaşatsın" Cumhur reisi Gazi Mustafa Kemal Şebinkarahisar Vilayetindeki incelemelerini tamamladıktan sonra 12 Ekim 1924 tarihinde akşama doğru milletvekili hemşerimiz Ali Sururi Bey ve heyeti ile birlikte Şebinkarahisar Vilayetinden Ankara'ya hareket etmiştir. Atatürk'ün misafir edildiği ev halen müze olarak hatıralarıyla birlikte yaşatılmaktadır.

Sosyal yapı

Toplum hayatı, Köylerin kıyı şeridine nazaran daha toplu olması kamu hizmetlerinin götürülmesinde bir üstünlük sağlasa da il merkezi ile olan ulaşım güçlüğü toplum hayatını etkilemektedir. Ancak nüfusun büyük çoğunluğunun İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerde yerleşmiş olması yaz aylarında bu nüfusun büyük çoğunluğunun İlçe ve Köylere dönmesi toplum hayatinın mevcut hizmetlerde kıyaslanmayacak derecede canlı olmasına neden olmaktadır. Büyük şehirlerde yerleşmiş Şebinkarahisarlılar memleketleri ile irtibatlarım koparmamışlardır. Köy Kalkınma ve Güzelleştirme Dernekleri vasıtasıyla idari makamlarla devamlı temas halindedirler. Arazi ve yerleşim yerleri bakımından Kelkit Vadisinin sosyal hayata etki ettiği söylenebilir. Genellikle toplu yerleşimin ve tarım hayatının egemen olduğu Şebinkarahisar, bağlı olduğu Giresun’a nazaran bu yönüyle farklılaşır. Daha çok İç Anadolu Bölgesi özelliklerine ve sosyal düzenine sahiptir. Komşuluk ilişkilerinin yüksek düzeyde olması, ikili münasebette toplumsal değer ve normların geleneksel değerlerin özel önem taşıması, adli vakaların sayısını azaltmaktadır. İl merkezi ile arasında ulaşım sorunu bulunan Şebinkarahisar, beklenen ekonomik canlılığı kazanamamıştır. İlçenin 41 bin 185 hektar ekilebilir tarım arazisi olmasına rağmen bunun ancak 21 bin hektarını kullanılabilmektedir. İlçe sınırları içinde yer alan Kılıçkaya Barajı balıkçılık ile ekonomik gelişmeye önemli katkıda bulunmaktadır. Şebinkarahisar doğal ve beşeri kaynaklar açısından önemli bir turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen, bu potansiyel değerlendirilmemektedir. Şebinkarahisar yöresi genel olarak dağlık, yüksek ve ormanlık alanlardan meydana gelmektedir. İlçenin kuzeyinde yer alan yaylalar kuşağında yayla kültürünün bozulmamış motiflerini bulmak, 20 km. güneyde Kılıçkaya Baraj gölünde su sporları ve balıkçılık yapmak mümkündür. Bu iki alan arasındaki çam ve göknar ormanlarında önemli bir turizm potansiyeli oluştururlar. Özellikle İlkbaharda kısa mesafede yüksek eğimlerden akan yöredeki bütün akarsularında rafting sporu için uygun görüldükleri belirtilmelidir. Yörenin dağlık oluşu yürüyüş ve tırmanış sporları için bu alanı cazip hale getirmektedir. Yüksek oranda kar yağışı alan yörede özellikle Giresun Dağları üzerinde kayak sporu için uygun alanlar bulunmaktadır. Bunun için gerekli incelemelerin yapılması ile yöre bir kayakçılık merkezi haline getirilebilir.

Kültür ve turizm

Oğuz Türkmen boylarından Kınık; Çavdur, Çepni, Kargun ve Solur adlarının anılıp yaşandığı Şebinkarahisar, Türk kültür ve değerlerinin yaşadığı önemli yerlerden birisidir. Sorumluluk alanımızda bulunan Avutmuş Mahallesinde yer alan Mengücek hükümdarı Fahreddin Behramşah adına oğlu Muzafferüddin tarafından yapılan Behramşah Camii Mengücekliler ve Selçuklular döneminin varlığını haber verirken, Şebinkarahisar Kalesinin girişinde bulunan Taşhanlar ve hemen karşısında duran Fatih Camii Osmanlıların bu bölgede söz sahibi olduğunu ifade eder. Gerek turizm, gerekse kültürel varoluşların ifadesi olan bu önemli eserler ailesine daha çoklarını katmak mümkündür. Nitekim Şebinkarahisar Kalesi, Tamzara camii, Kadıoğlu Camii, Taş Mescid, Kurşunlu Camii, Topal Mehmet Paşa Hamamı, Avutmuş Hamamı, Tamzara Hamamı, Kurşunlu Çeşmesi, Zeynube Hatun Çeşmesi, Eyvan Çeşme, Müftü Efendi Çeşmesi, Hüseyin Efendi Çeşmesi, Hacı Yakup Çeşmesi, Alay Çeşmesi, Süleymanağa Çeşmesi, Perteviyal Çeşmesi ve Perteviyal Müzesi ile Şebinkarahisar Atatürk Evi Müzesi Sayılabileceklerin en önemlilerindendir. Şebinkarahisar’daki Milli Kültür varlıklarının zenginliği, kültürel yaşamın zenginliğini verir. Bu yerlerde Selçuklular'dan Osmanlı’ya ve oradan Cumhuriyet Türkiye’sine bir yol izlemek yaşanılan kültürel akış yönünü bize haber vermektedir. Diğer taraftan geçmişte Türklerin dışında öteki Hıristiyan toplumları da bağrında yaşatan Şebinkarahisar, bu dönemin özelliklerinden de izler taşır. Turizm açısından görülmeye değer olacak Şebinkarahisar Kalesi, Şebinkarahisar Atatürk Evi Müzesi, Licese Kilisesi, Taşhanlar, Asarcık Kilisesi ve Meryem Ana Manastırı gezip görülecek yerlerdendir.

Şebin cevizi

Şebin Cevizi Şebinkarahisar orjinlidir.Dünyada sadece Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde yetişmektedir.Diğer ceviz yetişen yerlerde yetiştirlmeye çalışılmakta olsa da Şebinkarahisar'daki ceviz ayrı bir özellik taşımaktadır Sık dallı, yayvan bir taç gelişmesi göstereren bir çeşittir. Çok verimlidir meyve salkımı 2-4'lü olur. Oval bir meyve yapısına sahiptir. İnce kabuklu, kabuktan kolay ayrılır. İçi dolgun, Çeşidin orjinindeki ortalama meyve ağırlığı 9,40 - 12 gr, iç randımanı % 63 - 67, yağ içeriği %69,40, protein %17 olarak belirlenmiştir. Eylül ayı sonlarında hasat edilir. Şebin Cevizi bol miktarda C, B1, B2, A ve E vitaminleri içerir. Omega 3 ve Omega 6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içerir. Zehirlenmelere ve zehre karşı etkilidir, ishal kesicidir, cildi temizler, siğil giderir. Kandaki zararlı kolesterolün birikmesini önler ve yüksek kolesterolü düşürür, Damar tıkanıklığını ve kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler, kan pıhtılarını bozar, damar koruyucudur, antialerjik özellik gösterir, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını düzenler, protein sentezini teşvik eder, serum kolesterolünün azalmasını sağlar, bağışıklık fonksiyonları korur ve anormal antikor oluşumunu engeller. Şeker hastalığının tedavisinde de kullanılmaktadır. Mide, bağırsak, sindirim sistemi bozukluğunu giderir, sinir sistemini dengeler. Grip ve nezleye iyi gelir. Öksürüğü keser. Vücudu soğuktan korumak için de yenir. Yorgunluğu ve bitkinliği giderir, zindeleşmeyi sağlar. Cevizin kabukları ve yaprakları da birçok hastalık için tedavi edici özelliktedir. Ayrıca beyin için gerekli olan gümüş iyonlarını da ihtiva ederek, insan sağlığı için önemlilik arz eden ideal bir meyvedir. Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin Tokoferol içerdiği, bu maddenin prostat kanseri riskini azalttığı, hipoglisemik, antifungal, antiviral, tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Son epidemiyolojik çalışmalar, sert kabuklu meyvelerin kalp-damar hastalıklarının neden olduğu ölüm oranlarını azalttığını göstermektedir. Şebin Cevizi kalitesi nedeniyle aranan bir çeşittir. İç ceviz ve kabuklu ceviz olarak yurt dışına ve ülkemize sunulmaktadır. Türkiye'de birçok tatlı üretimi yapan firmalar kullanmaktadır, Güllüoğlu Baklavaları'nda şebin cevizi kullanılmaktadır.